23 Mayıs 2014 Cuma

CEHALET

   Aslında  hepimizin bildiği fakat kıramadığımız üzerimizdeki bu paslı zincirden bahsediyorum evet cehalet !! 
Kimi zaman yersiz egoya , fevri kararlarla kırdığımız onca kalp , kimi zaman da dönülmez hatalara ve daha pek çok kötü olaya sebebiyet veren cahillikten  bahsedeceğim.


cahillik denilince biraz daha kaba oluyor, toplumda küfür gibi algılanabiliyor kimi zaman. Lisede bir hocam vardı aslında bir çok vardı ki bir tanesinin durumu diğerlerinden çok daha farklıydı çünkü hocaya karşı , öncelikle okul yönetimine karşı ,olan muhalif yapımız daha sonra yani bundan 2- belki 3 sene sonra fark edeceğim ve pişman olacağım bir anıma onu da sizinle paylaşmama örnek oldu.
 
Okulumuzda ve okuduğum yerde o dersle ilgili yetkin bir hoca yoktu ve o dönem ki hırs ve cahilliğimiz bizi hocaları 2 tipe ayırmamıza neden oluyordu. 1.si eğer hoca ders iyi anlatıyorsa iyidir anlatamıyorsa kötüdür ,2. si kötü anlatıyor olsa bile görüşü öğrencilerin lehine ise , bizim işimize geliyorsa , iyi değilse kötüydü. Bu yüzden bu dersle ilgili öğretmenlerimiz sürekli değişiyor bir türlü rayına oturmayan bir düzen oluşturuyordu.
en sonunda bahsettiğim hocamız geldi ben ona isminden ziyade sayesinde tanıdığım efsanevi nirvana grubunun vokali kurt şeklinde bahsedeceğim. Kurt  ilk derse girdiğinde gayet güler yüzlü, kendinden emin ve bize çok sıcak bir davranışla başladı hatta ve hatta ilk derste tanışalım bu ders böyle geçsin diye ders dahi işlememişti tabi bu sıra oh mis derken bir yandan da bu ne zamana gider acaba diye hala kendimden utandığım şakalar yapıyorduk kendi aramızda.günler geçtikçe hocayı tanımaya başlamıştık tabi bu zaman zarfında derslere de başlamıştı bize defter notu tutturmuyordu gerekli gördüğünüz yerde kendiniz tutabilirsiniz diye de imtiyaz vermişti hatta ve hatta derse fotokopi ile gelir elimizde bulunsun diye de kaynak getirirdi, fakat biz standart ders anlatma şekillerine alıştığımız için tahtaya hoca yazdın biz yazalım vs. kafalarındayık bu yüzdende bu sistem bize hiç mi hiç uymamış hocayı kötüler olmuştuk. Bu şeklide bir dönem geçmişti  yeni bir sene yeni umutlar derken yine hocamızın bizimle aynı okulda olduğu ve derslerimize devam edeceğine öğrenince var olan ön yargılarımızdan da hiç vazgeçmemiştik aksine iyice körüklemiş bütün ihtimaller hocanın aleyhine gibiydi adeta , her neyse gel zaman git zaman kurt un pek okulda prestiji kalmadığı bir dönem oldu gerek idari gerekse öğrenciler tarafından tam o sıralarda artık tayinini ister ve gider diye düşünürken derslere ve bu tüm olumsuz tutumlara rağmen güleç bir şekilde devam etti. Artık mezun olmak üzereydim ve son dönemlerde müzik odasında sınavlardan sonra takılmak için iniyordum bi kaç hoca da bazen orada oluyordu ve herkes enstrümanına geçip jam yapıyorduk. İşte tam o sıralarda kurt u yakından tanıma fırsatım oldu ,aslında bateri elektro gitar ,vs. gibi bir çok enstrümanı çaldığı hatta evinin bir odası bunlarla dolu olduğunu öğrendim hatta ve hata bana bir gün müzik arşivinden kendi şeçmece bir playlisti de benimle paylaştı ve inanın o paylaştığı playlistten eminim ki kimse ben bu müziği hayatım boyunca duymadım ya da ben beğenmedim lafını duyamayacağınız kadar güzel ve elittiler tabi bu parçalar benim metal ve hard rock dan sonra müzik ufkumu genişleten önemli bir an belki de bir milattı... Daha sonra anladım ki bir öğretmen,özellikle devletteki bir öğretmen, sadece 4 duvar arasında ders anlatıp ya da onu da yapmayıp saati doldurup maaşı alıp yatmamalı,  böyle öğretmenlerin olduğunu anca dizilerde filmlerde gördüğüm için Türkiye'de sadece hayal masal efsane gibi geliyordu... bu parçalar da o playlisten bir kaçı...





17 Mart 2014 Pazartesi

hayat bu işte-2


  •      uzun bir zaman olmuştu yazmak için biraz daha birikmiş şeyler olması için biraz da insanların yarınları çoktur hep, bilirsiniz her sabah 5 dakika daha uyuyabilmek için çalar saati erteleyişlerimizi...
  • herkesin derdi kendinedir kendince büyüktür bir laf vardır belki bilirsiniz herkeste g.t vardır herkesin kendisininkini büyük sanır onun misali size şöyle bir şey paylaşmak istiyorum 
geçenlerde bir 20 lik dir tutturdu beni gidiyor , hemen herkes bu ağrıları çekmiştir sonuçta bi gribe benzemez diş ağrısı ...her neyse bu zaman zarfında da yoğunum yine işler sarpa sardı . Gruba eleman geldi gitti sıfırdan başla bir daha , dersler ağırlaştı vizeler geliyor , havalar soğuk ve bütün bunları yaşarken de bir de çevrendeki insaların seni hiç bir şey yokmuş gibi davranıp senden olabildiğince kibar bir uslüpla ricada bulunmaları yok mu bir de bu ricalar dünyanın en büyük derdiymiş gibi telefonu kapatmaları... :)) insanlar hazıra ve rahatlığa alışmış nerde kolayı var işin ona yöneliyorsun ulan ...mübarek.. alemin akıllısı sen misin buna da şöyle bir örnek vereyim geçen gün mat2 dersindeyiz yakınsaklık ıraksaklık diferansiyelleştirme vs. hoca bir çözdü soruyu işte şuda şunu açıklamanız gerekiyor şurda şunu belirtmeniz gerekiyor vs. oldu bir sayfa çözüm ..Sonra elemanın biri çıktı ve
-hocam bunun kısa yolu yok mu ?
-hayır yok eğer bu açıklamaları yapmazsan neden doğru yaptığım sorudan eksik notları alıyorum olur dersin.

  • alıştığımız kolaylıklar Orta Asya 'da Türk devletlerin çöküşüne neden oldu.
  • haberleşmedeki kolaylıklar sağlığımıza neden oldu tabi önce cebimize sonra sağlığımıza.
  • bilgileri erişimimizin kolaylığı araştırma ve öğrenme alışkanlıklarımızı köreltti.
ve sonunda duyarsız ,bakan fakat göremeyen insanlar oluverdik.

6 Ocak 2013 Pazar

hayat bu işte-1

  • Hayat dediğimiz şey ne gariptir ki insanlara öyle şeyler gösteriyor ki sadece bakmakla yetiniyorsun size yaşamış olduğum bir anımdan bahsetmek isterdim ama bunu üzgün olmamla beraber üstü kapalı bir şekilde bahsetmek istiyorum...
  • İnsanlara yardım edin ama gönlünüzden gelmiyorsa eğer gönülsüz yapıyorsanız bunu açıkça ifade edin ve yarın bir gün pişman olacağınız bir karar yüzünden katlanmanız gereken sonuçlar yerine rızanızın sonuçlarına katlanın ve unutmayın hayatta bir daha keşkeye yer yoktur olmak istediğiniz gibi olun...yaptığınız yardımı da yüzüne vurmayın erdeminizi kaybetmeyin...
  • Eğer birinden yardım alıyorsanız bu herhangi bir şey olabilir bunu suistimal edicek bi-fiilerde bulunmayın çünkü biz insanoğlu çiğ süt emdik yaradılışımızdan mıdır nedir yeriz bi haltlar... Her geçen gün büyüyoruz ve bazılarımız yozlaşıyor, bazılarımız doğru yolda ,bazılarımız rüzgar nereye eserse yelkenini o yöne çeviren kararsızlar ve sonuçta hepimiz olgunlaşıyoruz bir şeyler katıyor öyle yada böyle bu hayat ve kime sorarsan sor bu 5 yaşındaki bir çocuktan 50 yaşındaki yaşını bir miktar almışlara kadar kendince olgundur ve hepsi de kendince sütten çıkmış ak kaşıktır, hiçbiri bu koca dünyada şuçlu değildir sadece geçmişte bazı hataları ve pişmanlıkları olmuştur.
  • Sen ne dersen de kim olursan ol eğer ben seni seviyorsam bir çıkarın vardır, düşünün bir kere bu dünyada yalnızız aslında nasıl mı ? mesela şöyle karnımız acıktığında biz gerçek acısını çekeriz bizim canımız bir şeyler çeker anamız, babamız, kardeşimiz ,sevdiğimiz, sevdiceklerimiz hepsi sadece üzülür. Bilirler acıkmanın ne olduğunu çünkü günde en az 3 kez bunu yaşarlar fakat aç olan sadece sensin birlikte ya da o yemek yiyince senin karnın doymaz. Sevdiğiniz insanlara değer verin ama unutmayın eninde sonunda yalnızsınız bir yerlerde...

24 Kasım 2012 Cumartesi

bakın size bir anımı anlatmak istiyorum aslında bakarsanız bunu şimdi  sınava girecek ya da hayatında başarı için bir neden arayan arkadaşlar için paylaşıyorum tarih 1 nisanı gösteriyordu ve üzerimde inanlımaz bir yük vardı sabah saat 9:30 suları burdur'a giderken dua ediyordum arka koltukta olduğum için ne dua ettiğimi ne de gözlerimin dolduğunun farkındaydılar gözlerimi bakabildiğim kadar uzağa dikmiş şu sözler aklımdan geçiyordu ''Allah'ım alnımın akıyla şu sınavı atlatayım...Allah'ım...'' ışıklara gelince kavşakda duran eski bir forddan inen çocuk gördüm dolmuş tıka basa doluydu ve çocuğun elinde kalem ve kağıtlar vardı belli ki o da benim gibi yarım saat sonra aynı kaderi paylaşıcaktık ,çocuğu uzakta görmüş olmama rağmen onda da aynı gerginliği hissedebiliyordum...okula geldiğimizde havanın soğukluğu ve kasveti de eklenmişti üstüme artık her şey o an için boku yediğimi gösteriyordu sanki mustafa buraya kadar daha fazlası yok der gibiydi.az sonra arkadaşlarımı gördüm ve onlarla konuşmaya başladım onlar da farkındaydılar bendeki gerginliği ve sebebini ,sanki onların bakışları durumu yüzüme vurur gibiydi herkes rahat olmamı söylüyor ben de rahatım abi tamam diyordum ama içimdeki o gergin hava bi türlü geçmiyordu...sonunda sınıflarımza geçtik ve sınav kağıtları dağıtılmaya başlandı inanin o an sanki bütün o yarı dönemdeki çalışmalarım, ailem, her şey gözümün önünden geçiyordu sanki kurbanlık koyunmuşum gibi ve zaman geldi zil çaldı ve sınav başladı türkçe sorularına söyle bir bakarken soruların uzun olduğunu düşündüm fakat hocam bana her zaman söyle derdi ''soruların uzunluğu 80-120 kelime arası puntosunu büyük yaptıkları için gözün korkabilir fakat korkmamalısın'' fakat ben bu kez böyle düşünmüyordum bu sanki diğerleri gibi değildi kitabcığın sonuna baktığımda gördüğüm o 61 sayısı başım aşağı kaynar sular inmiş gibi hissettirdi.Sınava matematikten başladım çünkü sınavda heycanımı atmak ve ilk sorular basit olduğu için zaman kazanıp psikolojik olarak da iyi hissedirmek istiyordum fakat 10. sorudan sonra beni bekleyen tuvalet felaketinden ne haberim vardı ne de düşünmüştüm...10.soruya geldiğimde aklım başımdan bir kez daha gitti ve artık bir zorluk daha eklendmişti halbuki sınavdan önce 2 kez gittiğim bir şey nasıl oluyor da tekrar geliyor...neyse artık bir şekilde bu sınavı bitiricektim ya sınavım kötü geçicekti ve altıma yapmıcaktım ya da altıma yapıp sınavım iyi geçicekti bir tercih yapmalıydım bütün bunları düşünürken matematiği bitirmiş 10 kadar boş bırakmış bir halde türkçeye geçmiştim aldığım paragraf kursları bana yaklaşık 10 dakika kadar zaman kazandırıcaktı normalde 20 ama sınav hali bunu askari bi düzeye çekmek daha mantıklıydı fakat evdeki hesap çarşıya uymuyor türkçe tam 40 dakika sürdü ve bu benim için tam bir faciaydı bunun yanında 7 kadr boş sorumun da olması ayrı bir angarya...feni de bitirdiğimde artık dayanılmaz bir ağrı başlamıştı ve gözlerimden yaş gelmesi an meselesiydi bu sırada kitapçığı kapattım kalemi üstüne koydum ve son olarak silgiyi sert bi şekilde vurark onu da üstüne koydum ve ayağa kalktım hocaya döndüm ve dedim ki '' tuvalete gidebilirmiyim'' görevli yüzüme baktı ve kafasını çevirdi ben de tekrar dedim hoca döndü ve ''hayır yasak.'' dedi tabi haliyle kendince haklıydı ama ben de acıdan geberiyordum bu sıra da sınavda dakikaların birbirini kovalaması da eklenmişti.yerime sayarak oturdum ve o halde sınava devam ettim sosyali nasıl bitirdiğimi bile bilmiyorum bütün bunlar olurken saate baktığımda sadece 45 dakikam kalmıştı ve çok fazla boşum vardı artık napıcamı bilmiyordum hiçbir sınavda bu kadar çaresiz kalmamıştım adrenalin tavan yapmıştı ve o hızla sadece 4 matematik ve biraz türkçe yapabilmiştim.Sonunda sınav bitti ve gözetmenler kağıtlarımızı alır almaz ben hemen tuvalete koştum üzülmek aklımda bile yoktu çıkınca farkettim ki koridorda ağlayanlar, sayanlar ne isterseniz o an akılıma geldi ve benim de sınavım kötü geçmişti ağlamak istiyordum fakat bunu yapmamam gerekiyordu içim ağlasa bile aileme karşı gülmem lazımdı okul kapısından çıkarken...ama ben bunu yapamdım yüzümden düşen bin parçaydı ne diyeceğimi bilmiyordum dokunsan ağlıcam taki okul dışına çıkana kadar okuldan çıktıktan sonra çöp kutusundan çöp tolayan bir anne ve biri 7 diğeri 5 yaşların olan iki çocuğu gördüm kafamda o an şimşekler çaktı bu an benim için bir dönüm noktası bir mesaj niteliğindeydi çünkü ben bir sınavdan kötü sonuç alsam bir sene kaybederim ve benim kaybedicek bişeylerim vardı fakat o çocukların yoktu. bir geleceği bile belki de...o andan itibaren kafamı kaldırdım ve sınava çalışmaya başladım artık lamı cimi yoktu bu işin ve hayatın ne kadar ciddi olduğunu anladım.sınavımın kötü geçtiğini öğrenen bazı arkadaş ,çevre,öğretmenlerimin bana sırt çevirdiğini gördüm bu moralimi bozmuştu bunu beklemiyordum ama iyi olmuştu tez vakitte olmayan yüzlerini görmüştüm .sınav açıklandı ve sonuç 26.000 di aslında bi şeyleri değiştirebilirdim bu benim için normal şartlarda felaket bir sonuçtu ama o an bunu düşüncek lükse sahip değildim birilerine bir şeyler ispatlamalıydım lys dönemi daha hırslı ve iyi geçirmiştim sınavlarda fena değildi 17.000 e çekmiştim sıralamamı.lys sonucum aslında gayet iyiydi fakat ygs bunu gölgeliyordu.Anlicağiniz o kadın ve çocuklarını orada görmeseydim belki de şu an sınava tekrar hazırlanıcaktım belki de bu yazıyı sizinle paylaşamıyacaktım.umarım size de bir evreka olur ve umutsuzluk duvarlarınızı yıkarsınız hayatta umudunuzu hiç kaybetmemeniz dileğiyle...

Yazılarımız E-Mail Adresinize Gelsin